İĞNEADA

İğneada, Demirköy ilçesinin sınırları içerisinde, Kırklareli'den 97 Km, Demirköy'den 25 Km, Edirne'den 165 Km, İstanbul'dan ise 250 Km uzaklıktadır.

İĞNEADA

TARİHÇESİ

Trakya’ya yaklaşık bir milyon yıl önce geldiği tahmin edilen ilk insanlar bu bölgedeki mağaralarda yaşamışlardır.Tunç Çağı ve Demir Çağı olarak bilinen dönemlerde kalıcı konutlar inşa edilememiş ve yerleşik düzene geçilememiştir. Traklar M.Ö. 2000 yılında, Orta Asyadan başlayan büyük kavimler göçü ile kuzeyden gelen çok büyük bir kavimdir. İsimlerini vermiş oldukları Trakya’ya geldiklerinde göçebe hayatın bırakmış, toprağa çaktıkları kazıkların aralarını çitlerle örerek ve üzerini çamurla sıvayarak inşa ettikleri evlerle yerleşik düzene geçmişlerdir. Trakların bir boyu olan Thyn’ler , Thynias’ı yani İğneada’yı kurmuşlardır. M.Ö 6. Ve 7.yüzyılda ise İğneada’da, ticarette ve sanatta etkin bir konuma sahip olan İyonlular yaşamışlardır. Bu dönemde İyonyalılar Karadeniz’de 90 tane koloni kurmuşlardır. Tarihsel kaynaklar, daha sonraki çağlarda yerleşimlerin Kırklareli,Vize,Pınarhisar,Lüleburgaz,Babaeski ve Pehlivanköy gibi doğal yollar üzerinde ve Midye (Kıyıköy) ile İğneada gibi deniz kıyılarında görüldüğünü belirtmektedir.
Coğrafyacı Strabon, “Geographica” adlı eserinde, Apollonia (Sozopol) ile Salmydessos (Midye) arasında kalan bir bölgede Thynoi, Thynos veya Thynlarin yaşadığını ve bölgeye “Thyna” denildiğini belirtmektedir. Eski Yunanlılar bu bölgede yaşayan bütün kavimlere “Thrac” (Trak) ve bu yerlere de “Thrace” demişler, Romalılar ise bu bölge için “Thracia” (Trakya) ismini kullanmışlardır. İğneada körfezinde tarih öncesi ve yakın çağlara ait birçok batık geminin olduğu bilinmektedir. Bu batıklarda yapılan araştırmalarda çok sayıda amfora, pipo ve seramik eşyaya rastlanmaktadır. Ayrıca I. Dünya Savaşı döneminden kalma batıklarda vardır. M.Ö. 476’da Attik-Delos (Atina Konfederasyonu) deniz birliği, Trakya kıyılarındaki kentleri alınca bu kıyılar da bir dönem Atina yönetimi altına girmiştir. Bu topraklar daha sonra Roma İmparatorluğu’na katılmıştır ( M.Ö. 74). İğneada, 1362 ile 1363 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınmış ama 1440’lı yıllarda Yıldırım Beyazıt’ın oğulları arasındaki taht kavgalarında Sırp, Bulgar ve Bizanslılarca geri alınmıştır. İğneada’nın Osmanlı topraklarına kesin olarak katılması ise İstanbul’un fethinden bir yıl önce yani 1452 yılının Şubat ayında gerçekleşmiştir. Osmanlı padişahlarının, vezirlerinin ve paşalarının sık sık yaban hayvanlarının bolluğu ile ünlü İğneada’ya gelerek avlandıkları bilinmektedir. Evliya Çelebi, 1662 senesinde Alaman Diyar-ı Gazasına ve Macar Kızıl Elmasına giderken bu kıyılardan geçtiğini yazmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde bu bölgeden; “1452 tarihinde Fatihinde Gazilerinden İne adlı gazi fethetmiştir. Karadeniz’de bundan başka ada yoktur. Her tarafı bine ve limandır. Harap bir küçük kalesi vardır. İçinde oduncu Rumlar oturur.”diye bahsetmektedir. İğneada’nın nüfusunu oluşturan toplulukların, ormanların içindeki çiftliklerde yaşadıkları bilinmektedir. Bölgede 1700 ve 1800’lü yıllarda ormanların içinde kurulmuş, çoğunlukla hayvancılık ve ziraat yapılan, Bulgarların ve Rumların yaşadığı çiftliklerin izlerine rastlanmaktadır. Longoz, Kara Hasan, Aptos, Dimitri, Sarraf, ve Pedina Çiftlikleri bu çiftliklerden bazılarıdır. İğneada ilk olarak, 1990’lü yılların başında, bugün çarşı olarak bilinen İskele Mevkii’nde kurulmuştur. Günümüzde bölgedeki ilk mimariden örnekler görebilmek mümkündür. Bölgenin ilk sakinleri, at arabası tamirciliği, nalbantlık, kalaycılık, kara tuğla(Çingene tuğlası) imalatçılığı, kerpiççilik, sepetçilik ve torlukçuluk (odun kömürü üretimi) gibi mesleklerle uğraşmışlardır

Belde merkezi yakınında Özel İdare’ye ait bir motel, bazı kamu kuruluşlarının eğitim ve dinlenme tesisleri ile konutlar bulunmaktadır. Plaj çevresinde lokanta, çay bahçesi, wc gibi tesisler mevcuttur.
İğneada, özellikle yakın çevresinde bulunan çok sayıdaki 1. Derece doğal sit alanları ile ilgi çekmektedir. Beldeye gelen turistelerin rahatça konaklayabileceği pansiyonlar mevcut olup, özel ilgi alanlarına göre zamanlarını değerlendirebilecekleri pek çok etkinlik imkanı bulunmaktadır.

Bunların bazılarını şöyle belirtebiliriz.

Karadeniz’in en güzel kıyılarından biri olan İğneada’da Haziran-Temmuz-Ağustos aylarında denize girmek için deniz suyu ve kumu oldukça uygundur.
İğneada kuş göç yolu üzerinde bulunduğundan kuş gözlemi için uygun imkanlar sağlamaktadır.
Muhteşem güzellikteki ormanlarında, orman içi dağ bisiklet turu, treking, yön bulma aktiviteleri yapılabilmektedir.
Sahip olduğu üç ekosistem sayesinde bitki çeşitliliği gözlemi yapılabilir.
At ile gezinti imkanı bulunmaktadır.
Bölgede tarihi kalıntıların (liman Feneri, Sislioba Kalesi, Hamdibey Kalesi, Gökyaka Kalesi) ve deniz altındaki batıkların ziyareti mümkündür.
Yöresel yemeklerin yenebileceği yerler mevcuttur.

 

YERİN TANITIMI

Kırklareli Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nden alınan bilgiler ve Wikipedia İnternet Ansiklopedisi'nden alınan bilgiler doğrultusunda hazırlanmıştır.

Bu konuya tarifleri

Proje: „Yeşil koridorlar – Burgas ve Kırklareli bölgesinde bulunan doğal, kültürel ve tarihi мirası popülerleştirme çalışması”. No РД-02-29-173/01.07.2011.

Türkiye - Bu web sitesi program IPA Sınır Ötesi İşbirliği Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.Yayınların içeriği Belediyesi sorumluluğundadır ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği veya Yönetim Otoritesi görüşlerini yansıtmaz.