“ST. İVAN VE ST. PETER” ADALARI

Burgas iline bağlı Sozopol şehrinden 900 m mesafededir. Ulaşımı yanlızca su üzerinden sağlanır.

 

42°26′14.78″ K, 27°41′33.44″ D, denizüstü yüksekliği 18 m.

“ST. İVAN VE ST. PETER” ADALARI

KORUMA

St. İvan ve St. Peter Adaları 1065 No lu ve 24.11.1993 tarihli Emir ile Korunan Alan ilan edilmiştir. Alan kapsamında değişiklik: РД-855 No lu ve 07.11.2006 tarihli Emir ile alanı büyütülmüştür; РД-855 No lu ve 07.11.2006 tarihli Emie ile Faaliyet düznlemelerinde değişiklik yapılmıştır. Bölgenin yüzölçümü 30.04 ha dır.

Koruma amacı: Himaye altında olan ve nadir kuş türlerinin doğal habitatlarını korumak.

Faaliyet düzenlemeleri:

  1. Kültür öğelerini ve anıtlarını korumak, restore etmek ve sergilemek adına yapılan çalışmalar ve arkeolojik araştırmalar hariç inşaat çalışmaları, taşocağı kurmak ve yörenin doğal görüntüsünü veya su rejimini değiştirecek her türlü faaliyet yasaktır;
  2. Yerel olmayan ağaç türleri dikmek yasaktır;
  3. St. İvan adası deniz feneri çalışanlarının özel ihtiyaçları dışında evcil hayvanları otlatmak yasaktır;
  4. 1 Nisandan 30 Temmuza kadar kuşların üreme döneminde hayvan avı, balık avı ve arkeolojik kazılar yasaktır;
  5. Kaya şekillerine hasar vermek veya tahrip etmek yasaktır;
  6. Ada tavşanlarını St. İvan Adasının dışına taşımak yasaktır;

Yasal statüsü: Kuşlar Direktifi gereği Korunan Bölge: Bakırlıka

YERİN TANITIMI

St. İvan adası Sozopol şehrinden 900 m mesafededir ve Bulgaristan Karadeniz kıyısının en büyük adasıdır. Alanı 660 ha dır (bazı kaynaklara göre 280 ha dır), en yüksek noktası denizin 33 metre üstündedir, bu da onu en yüksek ada haline getirir. “Büyük Ada” olarak da bilinir (Megalonizi şehrinden). Kültürel ve doğal öğeleri biraraya topladığı için eşsiz bir kültürel manzara sergilemektedir. Bu nedenle de ada önce Korunan Alan ilan edilmiştir, birkaç yıl sonra da Doğa ve Arkeoloji Rezervi ilan edilmiştir.

Burada yaşayan 70-in üzerinde kuş türü tespit edilmiştir. Bu bölge muhteşem bir manzara, ilginç fauna ve tarihi, arkeolojik ve kültürel öğeleri biraraya getiren benzersiz bir yerdir.  Adaya turistik geziler düzenlenmez, fakat turistlere açıktır ve Sozopol limanından tekne ile ulaşılır.

1990. yılına kadar Bulgaristan Karadeniz kıyısının hızlı kentleşme döneminde adadaki doğal ve arkeolojik zenginlikler, yakında bulunan Askeri Bölge nedeniyle konulan yasaklar ve sınırlamalar sayesinde muhafaza edilmiştir.  70-li yılların sonunda ve 80-li yılların başında “Balkanturist” şirketinin St. İvan Adasına büyük bir otel zinciri inşa etmek istediği dönemde ada en büyük tehlikeyi yaşamıştır. O zamanki devlet lideri Todor Jivkov’un müdahalesi ile inşaat önlenmiştir. St. Kiril Adasında bulunan ve günümüzde artık mevcut olmayan Askeri Üs, Sozopol Körfezinde bulunan tüm adaları kesintisiz olarak izlemiş ve korumuştur.     1993. yılında Korunan Doğal Bölge ilan edilmesi ile adanın muhafaza edilmesi yolunda önemli bir adım daha atılmıştır.

St. İvan Adasının en önemli arkeolojik objesi, güney kıyısında bulunan ve Milli Tarih Müzesi ekibinin 1985. yılından bu yana çalıştığı büyük kült komplekstir. En eski tapınak, Milattan önce VII-IV dönemine ait Trak Tapınağıdır. Hemen yakınına, Kalamis’in meşhur bronz heykelinin bulunduğu Hekim Apollon’un devasa tapınağı yapılmıştır. Heykelin yüksekliği 13,20 m dir ve güneşte parlayan altın kaplaması onu şehrin içinden de görme imkanı sağlamıştır (şu an itibariyle bu heykelin yenilenmesi ve Sozopol şehrinin bir simgesi haline gelmesi için bir proje geliştirilmiştir). Tapınağın etrafında devasa bina kompleksi oluşmuştur – bu kompleks, adanın güneydoğu kısmını kapsayan taş duvarla korunmuştur. Muhtemelen benzeri durumlarda olduğu gibi sağlık evi, meyhane, ibadet edenler için binalar yapılmıştır.

Bizansta hristiyanlığın kabul edilmesi ile V. yüzyılın sonunda ve VI. yüzyılın başlarında onun enkazı üzerine St. Bogoroditsa (Meryem Ana) Bazilikası inşa edilmiştir. IX. yüztılın ilk yarısında Bazilika yok olmuştur ve enkazları günümüze kadar kalmıştır.  X. asırın ilk yarısında kilise tekrar inşa edilmiştir ve mermer kornişler,  şiritler ve Preslav başkenti mimarisi tarzında fevkalade sunak bölmesi ile şatafatlı bir şekilde süslenmiştir. “St. Yoan Predteça i Krıstitel (Vaftizci Yahya)” Bazilikası X. asırdan beri önemli bir edebiyat merkezidir.  

1262. – 1310. yılları arasında buradaki yapılar tamamen yenilenmiştir. Sozopol şehri 1453. yılında Çargrad (İstanbul) ile aynı zamanda Osmanlı hakimiyetine geçmiştir. Bu istila esnasında kilise tamamen tahrip olmuştur. XVI. yüzyılda St. İvan Adası kazakların Karadeniz’de gerçekleştirdikleri askeri operasyonları esnasında sığınak olarak kullanılmıştır. Temmuz 1629-da Osmanlı hükümeti, korsanlar tarafından kullanılmalarını önlemek için kilise dışında diğer tapınak binalarını yıkmıştır.   

Milattan önce 72. yılında Apollonia’nın Roma hakimiyetine geçmesinden sonra St. İvan Adasına deniz feneri inşa edilmiştir – bu fenerin kalıntıları hala görülebilmektedir. 1828-1829. yılı Rus-Türk savaşında Rus askerlerinin bütün kış boyunca Sozopol’da kaldıkları zaman koleradan hastalanan askerler için adada bir revir donatılmıştır.

Temmuz 2010-da adada yapılan arkeolojik kazılar esnasında VaftizciYahya (Yohanna) nın kalıntılarından parçalar bulunmuştur.  Kutsal emanetlerin saklandığı bir sandıkta (lahit) İsa’yı vaftiz eden azize ait diş, el ve yüz parçaları bulunmuştur.

St. İvan Adasının yaklaşık 100 metre doğusunda küçük St. Peter Adası bulunur. Oraya kadar yaya da gidilebilir. Yüzölçümü 15 ha, yüksekliği 9 metredir. Bu ada XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar yazılı kaynaklarda yer almadığı için, XIX. yüzyılın ortasında doğal bir afet neticesinde St. İvan Adasından ayrılarak oluştuğu tahmin edilmektedir ve muhtemelen bu tahminler yersiz değildir. Burada yapılan arkeolojik kazılar, küçük adada Revival Şapeli  ve bol miktarda antik seramik izleri bulmuştur.

“Kuşlar adası” olarak da bilinir ve kayalarının beyaz rengini de kuşların dışkılarından almıştır.  Burada yapılan arkeolojik kazılar, Revival Şapeli  ve antik seramik kalıntıları bulmuştur.

Adalarda yaşayan kuşlar arasında Bulgaristan Kırmızı Kitabında yer alan türler vardır. Bulgaristan’daki en büyük gümüş martı kolonisi bu bölgede yuvalanır. 1906. yılında Çar Ferdinand, Fransa kıyısından iki çift kuş getirmiştir ve şu an kolonideki kuş sayısı 6-7000-e ermiştir. Türün Bulgaristan popülasyonu için daha çok bilgi toplamak adına doğa koruyucuları  her yıl yeni doğan kuş nesline bilezik takmaktadır. 

1934. yılında tanınan ada tavşanının (Oryctolagus cuniculus) ülkedeki tek popülasyonu St. İvan Adasında bulunur.  

İki adayı çevreleyen bölge dalış yapmak için çok müsait ve sevilen bir yerdir, çünkü burada “kaya ormanı” olarak bilinen eşsiz bir sualtı fenomeni izlenmektedir. Yaklaşık 20 m derinlikte 4-5 m çapında taş kolonlar vardır. Bazı araştırmalara göre bu kolonlar 70 milyon yıl önce büyüyen ve bir belirli bir dönemde denize dahil edilen ağaçlardır. Bu ağaçları örten su oksijen içermediği için de çürümek yerine bu devasa bitkiler taşlaşmıştır.


2001. yılında St. İvan Adası Milli Doğa ve Arkeoloji Rezervi ilan edilmiştir. Rezervin siteminde gümüş martının habitatı ve Karadeniz kıyısının en büyük hristiyan manastırları grubunun baş manastırı olan, milli önem taşıyan “St. Yoan Predteça (Vaftizci Yahya)” arkeoloji anıtı bulunmaktadır.  

St. İvan Adasında inşa edilen sonar feneri ses sinyalleri yaymaktadır ve Emine Burnundaki deniz feneri ile birlikte Burgas Körfezine yüzen gemilere yol göstermektedir. 

Koordinatları 42°27' K и 26°72' D olan St. İvan feneri adanın en yüksek kısmına yerleştirilmiştir. Bu farı 1883. yılında bir Fransız şirketi VI. sınıf optik ile inşa etmiştir. O zamanlarda, 15 deniz mili mesafeden kesintisiz olarak görülen beyaz ışık saçmaktadır.  1911. yılında adada büyük betonarme kule inşa edilmiştir. Bu kulenin feneri 43.6 m denizüstü yüksekliğinde 18 mil mesafeden görülmektedir. 1972. yılında fener otomatına Çekoslovakya optiği monte edilmiştir ve böylelikle elektrik verilmiştir. 

St. İvan Adası volkanik kayalardan oluşmuştur.  Sualtı kayalarından oluşan resif Güneybatı kısmından denize doğru devam etmektedir. Bu nedenle adanın en yüksek noktasında yerleşmiş olan fener denizcileri yönlendirmek açısından oldukça gereklidir. Kuzey yönden yaklaşınca ada tamamen deniz kıyısıyla birleşmektedir ve sadece fener kulesinden tanınabilir.

Bu konuya tarifleri

Proje: „Yeşil koridorlar – Burgas ve Kırklareli bölgesinde bulunan doğal, kültürel ve tarihi мirası popülerleştirme çalışması”. No РД-02-29-173/01.07.2011.

Türkiye - Bu web sitesi program IPA Sınır Ötesi İşbirliği Bulgaristan üzerinden Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.Yayınların içeriği Belediyesi sorumluluğundadır ve hiçbir şekilde Avrupa Birliği veya Yönetim Otoritesi görüşlerini yansıtmaz.